BoToX ;

Posted by admin | Estetik | Salı 30 Haziran 2009 15:24

Botoks, kırışıklıklara, ifade çizgilerine ve gençleşmeye yönelik cilt altına uygulanan bir enjeksiyon yöntemi. Lakin uzunca bir süredir yere göğe konulamayan botoksun havası söndü. Botoks haberi patladığı zaman, birçok insan heyecana kapıldı. Neştersiz estetik ameliyatı reklamlarıyla birçok insanın gözleri kamaştı. Hararetli bir şekilde botoksun faydası ve zararları tartışılmaya başlandı. Sanırım artık herkes kabak tadı alıyor. Ünlü Hollywood yıldızları bile botoksa savaş açtı. Şaşırtıcı gerekçeleri ise; botoksun, daha yaşlı göstermesi, doğal hissetmeme ve samimiyetsiz bir ifade vermesi.

15 yıllık güzellik gelişmesi olan botoks çöpe mi gitti? Kesinlikle hayır. Keyfi değil de gerekli olduğu durumlarda botoksa başvurulabilir. Botoks sadece güzellik için değil bazı kas hastalıkları içinde kullanılıyor. botoksun kas hastalıklarında kullanılması Estetikten daha uzun bir geçmişe sahip. Fakat yüz için yapılacak olan botoksun uzman ellerden çıkması gerekiyor. Botoksun sağlık açısından hiçbir zararı yok. Tabi eğer uygulanacak olan toksinin vücudunuza alerjisi yoksa. Alerji; riski çok düşük bir ihtimal olsa da ciddi uzmanların görüşleri alınmadan botoksa kalkışılmamalı. Birde enjeksiyon hatalarından kaynaklanan komplikasyonlar olabilir. Bu durum geçicidir bir süre sonra düzelir. Botoks, 3- 7 gün sonra etkisini göstermeye başlar 3–4 ay bu etkiyi devam ettirir. Belirli aralarla botoks yaptırmak istenilen gençleşme sürecini bir yıla kadar uzatabilir.

Botoks un püf noktası uzman doktor. Bu işin ehli olmayan kişilerin yapacağı botoks, gençleştirmenin güzelleştirmenin aksine sizi çirkin bir kuklaya çevirebilir. Botoks iğnelerine karar vermeden önce kremlerini deneyebilirsiniz. Kremle çözülemeyecek kırışıklıklar mevcutsa uzmanlarla yapacağınız konuşmalar sizi yönlendirebilir.

Bookmark and Share

Menapozda Beslenme ve Kolestrol ;

Posted by admin | Sağlık | Cumartesi 27 Haziran 2009 04:35

Kadınların son evresi menopoz. Bu son evre lafının kulağa  hoş gelmediğinin farkındayız. Sinir etmek için tekrarlamaya gerek yok ama kadının yaşam evrelerine bakıldığında menopoz gerçekten kadınların son evresi.

Menopoz illa yaşın getirdiği doğal yaşlanma süreci değildir. Yani bu şu anlama gelmiyor “Yaşlandın, uzatmaları oynuyorsun”. Daha fazla batmadan sebeplerine girelim. Menopoz genellikle yaşa bağlı gibi bilinse de farklı sebepleri de olabilir.

Vücudun hormon sağlısında bir problem, yumurtalık kanseri ve doğal yaşlanma süreci kadınları menopoz sürecine sokabilir.

Menapoz döneminde kişinin,menapozda beslenme kurallarınıda ihlal etmemesi gerektiğini belirtelim. Birçok kadın bunları zaten bildiği için biz menopozun getirebileceği ciddi rahatsızlıklardan özellikle kolesterol ve kolesterolün getirilerinden bahsedeceğiz.

Menopozda Kolesterol
Kalp krizi konusunda kadınlar erkeklere nazaran daha az riske sahiptir. Fakat kadın menopoza girdiğinde bu gerçek değiştiriyor ve sosyal hayatta eşit olamayan kadın - erkek kalp ve damar hastalıkları riski konusunda eşitleniyor. Bunun sebebi ise; menopozun kolesterol dengesini bozması. Menopozda kötü kolesterol yükselmeye ve iyi kolesterol düşmeye başlıyor. Bu dönemde bilinçli olmak çok önemli çünkü menopozda kolesterol kadından kadına değişiyor.

Ciddiye Alınması Gereken Işaretler :
Baş dönmesi, halsizlik, bulantı, baygınlık, soğuk terleme, göğüste sıkıntı, nefes darlığı gibi belirtiler kalpte bir sorun olduğunu anlatıyor olabilir.

Menopozun zararlarını hangi kadınlar yaşıyor?


Bu risk faktörleri fazla değişmiyor zaten sürekli karşımıza çıkan ikazlardan yani klasiklerden. Biz yinede maddeler halinde yazalım:

  • Sigara içen
  • Alkol kullanan
  • Hormon tedavisi gören
  • Depresyon
  • Kilo problemi olan
  • Hareket ve egzersizden yoksun olmak yani hareketsiz yaşam

Bu maddelerin hepsi kolesterolü tetikliyor ve dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarına yol açıyor. Kolesterolle ilgili yazımızda neler yapılabileceğini anlatmıştık. Tekrar hatırlatmakta fayda var. Sağlıklı beslenme ve doğal östrojenler menopoz döneminde rahatlık sağlayabilir. Peki başka ne yapmak gerekir?

Yıllık Sağlık Taramaları
Düzenli sağlık taramalarından geçmek şart. Genellikle menopoz dönemindeki kadınlara kemik yoğunluğu ölçümü ve mamografi gibi tetkikler yapılıyor. Oysaki bu tetkiklere kolesterol, şeker ve tansiyon vs. eklenmeli.

Bir sağlık şikâyetiniz olsun olmasın mutlaka düzenli sağlık taramaları yaptırın.

Bookmark and Share

Cilt Yaşlanması Hakkında ;

Posted by admin | Cilt Estetiği | Çarşamba 24 Haziran 2009 06:16
Kaçınılmaz gerçek, cildimiz yaşlanıyor. Duraksatmak elimiz de olsa da durdurmak imkânsız. Cildin yaşlanmasında etken durumlar:
● Coğrafi konum
● Güneş
● Alkol ve sigara
● Aşırı makyaj
● Hormonlar
● Yaşam tarzı ve beslenme
- Cilt bakımsızlığı

Coğrafi konum
Cildin yaşlanmasında coğrafi konumun bile etkisi var. Kuzey ülkelerde ki insanların cildi soğuğun etkisiyle cilt nem oranını kaybettiğinden erken yaşlanmak kaderleri gibi.

Güneş
Güneşin zararları ışınları cildin yaşlanmasına sebep oluyor. Aşırı güneş mağduru insanların ciltlerinde lekeler ve kırışıklıklar meydana gelir.

Alkol ve Sigara


Sadece cildin değil neredeyse tüm organların düşmanıdır. Alkol ve sigara cilt deki gözeneklerin fazla açılmasına ve cilt yapısının bozulmasına yol açıyor.

Aşırı Makyaj


Özellikle televizyon ekranlarındaki insanların ve mankenlerin başına gelen cildin erken yaşlanması durumu, aşırı makyajın ve spot ışıklarının etkisi.

Hormonlar


Farklı hormon ve DNA’lara sahip insanlar ve hormonlarında bozukluk olan insanlar da bu durumla karşılaşabilir. Ayrıca menopozda olan kadınlar vücutta ki östrojen eksiliği yüzünden ciltte erken yaşlanma yaşar.

Yaşam Tarzı ve Beslenme
Yoğun tempolu, stresli iş hayatı ve aşırı gece hayatı da cildin erken yaşlanma sebebi. Sağlıksız beslenme ve kalitesiz yiyeceklerinde erken yaşlanmada rolü var.

Cilt Bakımsızlığı
Yukarıda sayılan tüm maddeleri ve ya bir kısmını yaparken, bir yandan da cildi bakımsız bıraktığınızda karışılacağınız ve hoşlanmayacağınız sonuç ciltteki kırışıklıklar olacaktır.

Ne yapmalı?
Cildin yaşlanmasına sebep olan bu maddelerden uzak durmaya çalışın ve cildinizle ilgilenin. Dermatoloji uzmanlarının fikirlerini alın. Cildiniz icin hem doğal hem de kimyasal ürünlerden faydalanabilirsiniz.

Bookmark and Share

Beyazlatırken Dişlerinizden Olmayın ;

Posted by admin | Sağlık | Pazartesi 22 Haziran 2009 08:32

KONYA Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Diş Hastalıkları ve Tedavisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Şengün, diş beyazlığının kişilerin görünümünde büyük ölçüde etkili olduğunu ve beyazlığın önemli bir estetik unsuru olduğunu belirtti.

Bu nedenle de, insanlarımızın bilinçsiz davrandıkları bazı noktalara değindi. “Halkımız, bakımına önem vermek istiyor ve bunun etkisiyle piyasada kullanılan çeşitli sağlık dışı ürünlerden yararlanıyor. Ancak bu ürünler kullanım sorunda zarar verebiliyor. Böyle uygulama kullanılacaksa mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır” dedi.

Prof. Dr. Şengün, güzelliğimiz göze hitap etsin derken beklenmedik problemlerle karşılaşılabileceğini belirtti. Bu ürünlerin bilinçsiz kullanılmasının yanı sıra, diş renginin her insanda farklı olabileceğini, kişinin fizyolojik yapısıyla alakalı olduğunu, esmer kişilerde daha beyaz, sarışın kişilerde ise daha koyu renk olabileceğini vurguladı. Ayrıca kullanılan antibiyotik vb. tıbbi ilaçların da diş sarılığına etkili olduğu bilinmektedir.

Prof. Dr. Şengün “Bu ilaçlardan ya da patolojik olarak oluşan sararma, lekelenme gibi problemler genelde beyazlatmayla giderilen problemlerdir. Günümüz toplumunda fizyolojik diş rengini daha fazla açma gibi bir ihtiyaç ortaya çıkmıştır. İnsanların yaptıkları en büyük hata bu sorunlarını kendileri çözmeye çalışmalarıdır. Kullandıkları ürünler zamanla diş minelerini zedeleyerek birçok etkili hasara sebep olur ve bunlar gözle görülemediğinden erken teşhisi mümkün değildir. Bu yüzden diş renginden şikâyet eden bireyler, bir hekime müracaat ederek yardım alması ve hekim kontrolünde diş beyazlatmasının yapılması en sağlıklı tercih olacaktır” dedi.

Diş beyazlatmada kullanılan malzemelerin ağır kimyasal maddeler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Abdülkadir Şengün, şunları söyledi:

“Bu problemlerin çözümü için artık eskisi kadar çok yüksek maliyetler de ortaya çıkmıyor. Piyasa koşullarında kimi lazerle, kimi daha ekonomik yöntemlerle dişlerini beyazlatıyor. Hangi yöntemin kullanılacağına da hekim karar vermelidir

Bookmark and Share

Estetik Operasyonlar ve Güzellik ;

Posted by admin | Estetik, Estetik Psikolojisi ; | Pazartesi 22 Haziran 2009 06:06


Öncelerde, sadece belli bir yaşa erişmiş kadınlar için bir imdat simidi gibi görülen estetik artık her yaştan ve her cinsten insana hitap eder oldu.

Son yıllarda bu başlıklarla dikkat çekilmesi gereken nokta; estetiğin bazı kişilerce yanlış algılandığı veya sınırlarının tutturulamadığı. Estetik anlayışı herkeze göre farklı. Peki ya doğrusu? Acizane bizim doğrumuz; başkalarının göz zevkini bozmadan kadın ve erkek sınırlarını aşmadan, ve herşeyden önemlisi kendine yakışan değişimden ibaret olması.

Zevkler tartışılmaz konulardır evet, ama konu ne olursa olsun abartıda her zaman emanet durur. Güzellik uğruna yüz kaslarının doğal formunu kaybettirmek insanlara günlerce sanki bir olayın şokunu hala atlatamamış gibi bir ifadeyle bakmak, karşısındakileri cinsiyeti hususunda kararsız bıraktırıcak kadar bir değişim sergileyen görüntü asla bir güzellik olamaz.

Estetik bir değişim süreci değildir. Hayallerinizdeki bir imaja bürünmek, aynı fabrikasyon gurubu gibi dolaşmak değildir. Estetik; sende zaten varolanı taşıyabilceğin kadar yenilemektir. Günümüzde estetik kavramı sıklıkla yanlış algılanan bir konu.

Önce bir ayna karşısına geçip kendimizle konuşmayı denemeli ve “bende ne eksik, nerem yanlış” cümleleri yerine sahip olduğumuz bize mutluluk veren taraflarımızı görmeye başlamalı. Muhtemelen düşük gördüğünüz göz kapağınızı parmağınız yardımıyla yukarı çektiğinizde ki görüntü operasyon sonrasında ki görüntünüz olmayacaktır.

Elbetteki bu ciddi müdahalelere karşı değiliz. Fakat olmayan kusuru yüzümüzde yaratmak yerine gerçekten ihtiyaç duyulan yerde ve oranda bir müdahale estetiğin saptırılmış ilk iyi niyetli amacıydı.

Bu şekilde çevrenizdekilere çaktırmadan güzelleşmek ve gençleşmek işinize gelmezmi?

Estetik operasyonlar konusunda yeniden düşünmeye ne dersiniz?

Bookmark and Share

Estetik Bir Kariyeriniz Olmalı ;

Posted by admin | Estetik | Cumartesi 20 Haziran 2009 02:59

İş başvurularında,iş görüşmelerinde,kişinin dış görünüşü ve diksiyonu,büyük anlamda estetik ve intizam yönünden,büyük değer taşımaktadır.Bunun dünya üzerinde tespit edilen,bir gerçek olduğundan dolayı,çalışılan kurumda terfi edebilme gücünüzüde arttırabiliyor.

Söz gelimi,yeni bir iş başvurusu için bir görüşmeniz var.Lakin sizin kendinize olan güveniniz yok.Neden mi ?

Nedeni ise,sizin dış görünümünden ve sağlıksal açıdan memnun olamadığınız,bir burun yapınızdır.İnsan sağlıklı konuşabilmesi için,sağlıklı nefes alış verişlerinde bulunabilmesi için,ağız ve burun solunum yollarının sağlıklı olması gereklidir.Şekil bozukluğu olan bir burun yapısı,insanda psikolojik olarak,ruhsal bir çöküntü yaşatabilmektedir.Sağlıksal manada ise,kişinin sağlığını görülür,bariz bir şekilde belirgin olarak olumsuz etkiler.

Kulak kepçeleri açık olan bireyler işe başlamadan kulak estetiğini yaptırmaları kariyerlerinde onları başarılı kılmaktadır. Bir de bedenleriyle uyuşmayacak kadar iri ve dolgun memeler genç kadını duruş postürünüde bozabilir.Bu sebeple yeni iş öncesi ideal ölçülerde göğüse sahip olmak özgüvenlerini tazeleyecektir.Bazende çok küçük memeler genç hanımlarda ciddi sıkıntı yaratabilir ki,bu problemde iş yaşantısı önce giderilmelidir.Ya da genç bir erkeğin jinekomasti şikayetini düzeltirmek istemeside görülebilir.

Birde cerrahi olmayan bazı işlemler vardır ki;lazer epilasyonla tüylerden arınma,problemli ciltlerin tedavi edilmesi gibi işlemler gençlere yeni işe başlamdan en fazla talep ettikleri işlemlerdir.
İş yaşamında 2. estetik dönemini 30-35 yaşlarında,özellikle hem kariyer hem çocuk yaparım diyen bayanlarda yaşıyoruz.Nasılmı;özelikle doğum sonrası oluşan göbek,bölgesel yağ fazlalıkları ve sarkan memelerin toparlanma işlemleri oluyor.Bu bölgelerin alınan yağlarıda yüze konarak yaşlanmalra şimdiden dur demek mümkün olacaktır ve yüzünüz su gibi berrak olacaktır.. Hafif kırışıkların başladığı bu dönemde botoxta iyi bir yardımcıdır.

İş yaşantısında olan orta yaş genç hanımlar ise;kariyeri ve güzelliği birlikte yaşamak istedikler taktirde 40 lı yaşlarda onları biraz daha invazif dediğimiz cerrahi işlemler bekler.Ancak 30 yaşlarda yaptıkları yatırımlar işlemlerin hep küçük olmasını sağlayacaktır.Elmacık,kemikleri ve yanaklardaki boşluklar oluşur ve dudaklar incelir,düşmekte olan üst göz kapakları-şiş alt göz kapakları ve sarkmaya başlayan gıdı ve boyun artık toparlanmalıdır.Ciltte ince kırışıklar oluşur.Yüzün harmoniside önmelidir.Birbiri ile uyumlu alın,burun ve çene şekli sağlanmalıdır.İhtiyaca göre bunlarında şekillendirilmesi gerekir.Duruş postürü içinde gerekli vucut şekillendirme estetikleri;ki abdominoplasti dediğimiz karın germeleri en fazla bu dönemde koruyucu olarak görüyoruz.

İş hayatında dorukta olan kişnin çalışana her yönü ile örnek olan durum ve davranışları bedenini diri tutması ile olan 50 li yaşlardaki özentileride kaçınılmaz olacaktır.50 li yaş civarındaki bayanlarda yüz germe işlemleri ve beraberinde dolgu botox uygulamaları,çıkan karınların ya da sarkan memelerin toparlanması sizi yaşam boyu star yapacaktır.

40 yaş sonrası yüze yapılan her gençleştirme işleminde özellikle boyun, dekolte ve ellerde unutulmamalıdır.Yüz-boyun-dekolte ve eller yaşı bir bütün olarak yansıttığı içinde özellikle lazer uygulamaları ile cildin yenilenmeside her zaman bu bölgelerin cerrahi işlemleri tamamalyacaktır.

Kaynak : Op. Dr. Estetik Cerrahi Yakup Avşar

Bookmark and Share

Önemsenmeyen Göz Raharsızlıkları ;

Posted by admin | Sağlık | Cumartesi 20 Haziran 2009 02:15

http://www.estetikonline.net/saglk/goz-hastaliklari.html

Gözlerde ışığa duyarlılık, ışık çakmaları, küçük siyah cisimlerin uçuşması gibi saçma görülen ciddiye alınmayan şikâyetlerin temelinde kesinlikle bir retina problemi olduğunu bilin. Retinada ki yırtılmalar bu iki şikâyetin ana temeli. Önlem alınmadığı takdir de görme bozukluklarına, migrene yol açabilir. Halk arasında göz tansiyonu, gözü fazla ovuşturma gibi sebeplerle yersiz getirilen açıklamalar bize yetmemeli. Göz herşeyi görerek farkettiren ve  ihmale gelemeyecek olan bir organdır. İleride ciddi müdahalelere maruz kalmadan sebeplerini öğrenmelisiniz.

Gözdeki ışık çakmaları aniden ortaya çıkar, gözünüzü sımsıkı kapama ihtiyacı hissedersiniz. Bu durum gözünüzü kapattığınızda bile batma hissi verir. Hatta ilüzyonlara sebep olur. Genellikle orta yaşlarda ortaya çıkan bu retina rahatsızlıkları kitap okurken, dikkat gerektiren işler yaparken çok daha fazla rahatsızlık verir. Bu durum günlerce haftalarca hatta aylarca sürebilir.

Uçuşan cisimler ise; kar ya da mavi gökyüzüne baktığınızda çıkan siyah noktalar normaldir. Fakat normalde bu durumla karşılaşıyorsanız yine bir retina problemiyle karşı karşıyasınız.

Gözdeki ışık çakmaları ve cisim uçuşmaları her insanda olabilir. Miyop hastalarda bu risk daha fazla. Katarakt ameliyatı geçirmiş olanlar, göz içi iltihabı geçirenler, lazer yaptıranlar da diğer insanlara göre bu risk altında. Yaş faktörü de bir diğer dikkat edilmesi gereken sebep. Eğer 45 yaş üzerinde, gözünüzde ışık çakmaları ya da uçuşan cisimler sorununu yaşıyorsanız durum ciddidir.

Retina ameliyatları çok çeşitlidir. Kişiye, duruma ve sorunun seviyesine göre kararlaştırılır. Gözdeki ışık çakmaları ve uçuşan cisimler konusunda her iki durumda da mutlaka doktora başvurulmalı, ihmal edilmemelidir.

Bookmark and Share

Cep Telefonunun Zararları ;

Posted by admin | Sağlık | Cumartesi 20 Haziran 2009 01:46

Cep telefonu olmayan yok denecek kadar az. Uzun süredir hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu bu yüzden vazgeçmek nerdeyse imkânsız. Günlük yaşamı kolaylaştıran bir mucize. Aslında bir cep telefonu telefondan daha fazlası. İnternete girmek, oyun oynamak, müzik dinlemek, fotoğraf ve video çekmek, yön bulmak vs… hepsi mümkün. Mail yazıp telesekreter olarak kullanmakta özellikleri arasında. Bir de olması gerektiği kültürü var tabi. En yeni ve en gelişmiş modeller ilgi alanımız oldu.

Bu kadar düşkün olduğumuz bu teknoloji harikası cep telefonlarının zararlarını biliyor muyuz?

Genetik şifre bozuklukları, kanser, beyin tümörü, yüksek tansiyon, hafıza kaybı gibi sıralanıyor. Kafadan atılmış bilgiler olduğu sanılsa da ciddi kurumların açıklamaları bu yönde. Birçok kar amaçlı şirketin hoşuna gitmeyecek bu açıklamalar artık saklanmıyor.

Uluslar arası kanser araştırma ajansının cep telefonuyla ilgili açıklamaları:

(IARC) uluslararası kanser araştırma ajansı, cep telefonlarından ve baz istasyonlarından maruz kalınan radyo dalgalarını içine alan elektromanyetik alanları, kanserojen içeren 2-B grubu olduğu açıkladı.

İngiltere radyolojik koruma kurulu:

Cep telefonlarının küçük çocuklarda tümör riski yarattığını tüm dünyaya bildirdi.

Bu ve benzeri açıklamaların sayısı bir hayli fazla. Telefondan başka elektronik birçok alet kullanıyoruz. Şüphesiz onlarında zararları mevcut fakat vücudumuz kendini yenileyerek bunların etkisinden kendini kurtarabiliyor. Cep telefonu beynime ve vücudumuza en yakın olan elektronik bir alet. Bu yüzden ondan görülen zarar daha fazla ve kurtulunması daha zor.

Cep telefonu nasıl kullanılmalı?

Mümkün olduğunca az kullanmaya çalışmak gerekiyor. Sürekli üzerimizde boynumuzda kemerimizde takılı olmamalı. Kalp seviyesinde tutulmaması ve başucuna konulup uyunmaması gerekiyor. Şarj edilirken yatak odası dışında bir yerde şarj edilmeli. Konuşurken de mümkün olduğunca kulaklık kullanmakla beyninize daha az zarar vermiş olursunuz.Cep telefonlarınızı sabit bir yerde kullandığınız yani durduğunuz bir yerde hareket etmeden kullandığınızda size yansıyan radyasyon miktarıda sabitdir.Lakin gelin görelim ki ; araç içinde iken,yolda yürüyor iken,herhangi bir ulaşım aracı ile seyahat halinde iken ,konuşulan cep telefonları için sürekli bir radyasyon yenileme ve sürekli bir radyasyon arttırma işlemi doğmaktadır.Bu da demek oluyor ki,sabit bir yerde,hareketsiz iken cep telefonlarımız ile konuşmamız gerekmektedir.Cep telefonunun zararları olarak sizlere belirttiğimiz bu konuda hassasiyet içinde olacağınızdan eminiz eminiz ki cep telefonunun zararlarından bilinçli bir şekilde sıyrılarak yaşamımıza devam edebilelim.

Konuşurken düşünün, sağlığınız keyfi zarar görmesin…

Bookmark and Share

Hastalıklara Göre Egzersiz-Spor Yapın ;

Posted by admin | Sağlık | Pazartesi 15 Haziran 2009 05:28

Ruhumuzun elbisesi gibi giyindiğimiz bedeni korumak, ona iyi bakmak sağlıklı beslenmenin yanı sıra egzersiz  ile mümkün. Nedense her işe koştururuz ama sıra egzersize gelince üşeniriz. Sporu yaşam tarzı kabullenmedikçe üşenmeye ve bol bahaneler bulmaya devam edeceğiz. Oysaki egzersizlerin sağlığımız üzerinde inanılmaz etkisi var. En güzel etkisi ise estetik bir vücut yapısı kazandırıyor olmasıdır.Yürüyüş, bisiklet, yüzme, salon egzersizlerine kadar seçenekler oldukça geniş. Egzersizlerle birçok hastalık hafifletilebilir.

Sahip olunan hastalık türüne göre egzersiz ya da spor çeşidi seçmek çok önemli. Yanlış seçimlerle kendinizi çıkmaza sokabilirsiniz. Hangi egzersizler, hangi hastalıklara şifa…

Hipertansiyon
Damarların kasılma-gevşeme mekanizmalarının ve kalp-damar sisteminin doğru çalışmaması hipertansiyonu meydana getiriyor. Tansiyon seviyesi yüksek olan kişilerin tercih etmesi gereken beden hareketleri, aerobik egzersizleri, yürüyüş, bisiklet ve yüzme olabilir. Günde iki kez 20–30 dk’lık yapılan çalışma, tansiyonda düşüş sağlayabiliyor.

Kolesterol
Genetik yatkınlık, besin ihtiyacı karşılama ve yaşam tarzıyla çok alakalı olan kolesterol, kalp-damar hastalığı için büyük bir risk. Kolesterol hastaları şok diyetlerden ve ağır sporlardan uzak durulmalı. Kalp ve akciğer problemleri yoksa istenilen egzersiz seçilebilir. Özellikle yürüyüş. Alternatifleri çoğaltabiliriz. Örneğin; yüzme kürek, esnetme hareketleri bisiklet, aerobik.

Osteoporoz
Kemik yoğunluğunun azalmasıyla açıklanabilecek bu hastalık, ağırlık antrenmanlarıyla kişiyi rahatlatabilir. Ağırlık antrenmanı, esnetme egzersizleri ve aerobik, kemikler için güçlendirici bir etkiye sahip. Hızlı koşu, darbeli sporlar ve dans gibi aktiviteler kemiklerin kolayca kırılma riskine karşı uygun değil. Yüzme harika bir spor olduğu halde kemikleri kuvvetlendirici bir etkisi yok.

Obezite
Fazla kilo. Obezitenin yol açtığı hastalıklar: kolesterol, şeker, tansiyon, kalp-damar hastalıkları. Doğru beslenme öğrenildikten sonra ve yukarıda sayılan hastalıklardan biri yoksa egzersiz seçeneği çok. Yürüyüş, bisiklet, kürek vs… Fakat denge kaybına sebep olan egzersizler ve spor dallarında ısrarcı olunmaması gerek.

Bookmark and Share

Elma Krom

Posted by admin | Estetik, elma kromu | Cuma 29 Mayıs 2009 16:17

Elma Krom deyince sanırım hemen hemen hepiniz neyden bahsedeceğimizi anladınız …..

Seda Sayan ile adını duyuran Elma Krom suan en çok tercih edilen zayıflama ürünlerinden birisi.seda sayan elma krom ile kilo sorunları olan kadınlara büyük destek getirmekten çekinmemiştir.

Elma Krom özunde elma sirasi sirkesi extrasi barindiriyor, sanirim herkesin bildigi gibi elma sirkesi kilo vermek isteyenlerde eskiden beri kullanilan bir besin maddesi.

O zaman bu cok populer olan zayiflama urunu Elma Krom hakkında biraz bilgi sahibi olalim.

Elma Krom Nedir?
Elma Krom‘un içeriğinde elma şırası sirkesi ekstraktı, krom, b vitaminleri ve soya lesitin bulunan, Hollanda’dan ithal bitkisel bir gıda takviyesidir.

Elma Krom Nasıl Kullanılmalı?
Öğün sırasında su ile günde 1 adet olarak alınmalıdır. Daha etkin olması için egzersiz ve diyeti tavsiye ederiz. Doz aşımı halinde tamamen bitkisel ekstraktlardan ve balık jelatininnden imal edildiğinden vücutta hiçbir yan etki oluşturmaz.

6 ve üzeri fazla kilosu olanlar; sabah kahvaltısıdan 20 dakika önce 1 adet ve aksam yemeğinden 20 dakika önce 1 adet olmak üzere günde 2 adet kullanmaları önerilmektedir.

Uyarı: Herhangi başka bir reçeteli ilaç kullanmaktaysanız, hamileyseniz ya da bebek emziriyorsanız doktorunuza danışınız. İnsüline bağımlı diyabet hastaları kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdır. Bu ürün herhangi bir rahatsızlığın veya hastalığın teşhisi, tedavisi veya önlenmesi amacı ile kullanılamaz, ilaç değildir, gıda takviyesidir.

KUTU İÇERİĞİ: 48 adet kapsül

Elma Krom Yan Etkileri:
Elma Krom, bitkisel olduğundan şimdiye kadar herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır. Doz aşımı halinde tamamen bitkisel ekstraktlardan imal edildiğinden vücutta hiçbir yan etki oluşturmaz.

Krom minerali takviyesi alırken yan etkiler var mıdır? Günlük olarak 50 - 300mcg takviyede, kromun herhangi bir toksisiteye neden olduğu görülmemiştir. Önerilen doz 50-200mcg arasıdır.

Krom takviyeleri diyabet hastaları için insülinin etkilerini geliştirebilir ve muhtemelen hipoglisemiye götürebilir, bu nedenle diyabet hastası kişilerin bir krom takviyesi almadan önce doktorlarına danışmalarını önerilir.

Bookmark and Share
Sonraki Sayfa »