Her sabah uyandıktan sonra, vücut jimnastiği yapmayı alışkanlık edinmeniz sağlığınız açısından oldukça önemlidir. Peki, boynunuz için hareketler yaparak yaşınız ilerledikten sonraki boyun sağlığınızı şimdiden korumayı hiç düşündünüz mü? İşte size kolayca ve istediğiniz zaman yapabileceğiniz bazı hareketler:
- Sabit bir zemin üzerinde dik olarak oturun ve gevşeyin. Başınızı sağ omzunuza doğru eğin ve tekrar öne getirin. Daha sonra aynı hareketleri sol tarafa doğru da uygulayın. Bu egzersiz baş ve ense rahatsızlıkları ve ağrılarında, omuz rahatsızlıklarında oldukça etkilidir.
Sigara: Sigara içen kişilerin sigara çizgileri adı verilen kendine has kırışıklıkları vardır. Bunlar büzülmüş dudaklar, ağız kenarındaki kırışıklıklardır. Sigara dumanı cilt için zehirleyicidir. İçinde binlerce zararlı madde vardır. Ayrıca nikotin cildi oksijenden yoksun bırakır. Oksijensiz cilt beslenemez. Bu yüzden sigara içenlerin yüzü grimsi bir renk alır. Sigaranın içindeki kimyasallar hücre yenilenmesini engeller, cildi yaşlandırır, güzelliğinizi ve sağlığınızı olumsuz yönde etkiler.
Aşırı güneş: Güneş cildimize güzel bir görünüm kazandırır. Ayrıca sağlıklı olmamız ve D vitamini üretebilmemiz için güneş ışığına mutlaka ihtiyacımız vardır. Fakat her şeyin bir ölçüsü olduğu gibi güneşin de bir ölçüsü vardır. Güneşte aşırı kalan bölgelerde cildin derisi kalınlaşır, çillenir ve bir süre sonra kırışmaya başlar.

Mide kelepçesi yani bir diğer adıyla mide bandı, kişinin aşırı şişmanlık (obezite) durumlarında sağlığının giderek bozulması ile aşır kiloya bağlı başka rahatsızlıkların meydana çıkması ile uygulanan cerrahi yöntemlerden biridir.
Mide kelepçesi ile kişinin gün içinde tükettiği besin miktarı azaltılır ve doğal olarak da bir süre sonra hasta zayıflamaya başlar. Aslında bu yöntem insan sağlığı açısından çok fazla risk içermeyen güvenli bir yöntemdir.
Her insan sağlıklı ve fit olmak ister, fakat sağlık hakkında kontrol edemediğimiz bazı şeyler de var elbette ama genellikle çoğu şeyi kontrol altında tutabiliyoruz. Eğer günlük hayatınızda bazı alışkanlıkları edinirseniz, daha uzun ömürlü, daha güzel bir vücuda sahip ve sağlıklı yaşama imkânınız olur.
Gün içerisinde hayat koşullarına bağlı olarak iş stresi, ev işleri, günlük işler gibi nedenlerden dolayı stres, yorgunluk ve sinirlilik gibi durumları yaşamaktayız. Tüm bunlar da kronik yorgunluğa neden olmaktadır. Yaşadığınız bu yorgunluğu azaltmanın ise 10 yolu vardır:
Yorgunluğun azalması için;
1. Öğün atlamamaya özen gösterilmelidir.
2. Gün içinde az ama sık yiyin.
3. Beyaz rafine edilmiş tahılların yerine; tam buğdaylı, çavdarlı, yulaflı ve kepekli rafine edilmemiş tahılları ve besinler tercih edilmelidir.
4. Gün içerisinde ortalama olarak 8-10 bardak kadar su içmeye özen gösterin. Yani bu ölçü 2-3 litre arasındadır.
5. Düzenli bir şekilde spor yapılıyorsa veya gün içinde çok fazla kalori sarf edip terleniliyorsa soda ve taze sıkılmış meyve suları tüketmeye özen gösterilmelidir.
6. Yağlı besinlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.
7. Kahvaltı, öğle yemeği ve ara öğünler dışında özellikle akşam yemeklerinin sebze ağırlıklı olmasına dikkat edilmelidir.
8. Alkol tüketiliyorsa, mümkün olduğunca alkol tüketimi azaltılmalıdır.
9. Çok fazla yağ içeren kızartmalardan kesinlikle uzak durulmalıdır. Besinleri kızartmak yerine fırında pişirme, haşlama veya buğulama yöntemleri tercih edilmelidir.
10. Yorgunluk hissi oluştuğunda; muz, çilek veya kivi tüketilmelidir.
Kafanızı hiçbir şeye takmayın: Stres, aynı zamanda bir savaş hormonu olarak bilinen adrenalini körüklemektedir. Bu durum, kanın ciltten kaslara doğru yönlendirilmesine neden olmaktadır. İnsanlardaki solgun görünümde işte bu yüzden kaynaklanmaktadır. Kronik stres ise, yüz kaslarını hareketlendirmekte, mimik kaslarının yoğunlaşmasına neden olmakta, bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır. Olabildiğince ruh durumunuzu dengelemeye çalışın ve vücudunuzu dinleyin.
Yorucu egzersizlerden kaçının: Egzersiz, oksijen alımını arttırmaktadır. Oksijen, bilindiği gibi cildin en önemli besin kaynaklarından biridir. Ayrıca toksinlerin atılmasına da yardımcı olmakta ve cilde parlaklık vermektedir. Ama yine de vücuda fiziksel olarak aşırı yüklenme, hormonsal dengesizliklere ve cildin kurumasına neden olmaktadır. Aşırı derece gerçekleşen kilo kaybı ve fazla yağ da kırışıklıklara ve yaşlılığa neden olmaktadır. Bu yüzden haftada üç gün düzenli yapılan egzersizi yoga veya pilates sağlığınız için en doğrusu olacaktır. Ve yeterli ölçüde su içilmeli ve nemlendirici kremler kullanılmalıdır.
Dinlenmek için daha fazla uyuyun: Derin uyku sırasında vücudumuz kolajen ve elastin üretimini stimüle eden hormon üretmeye devam etmektedir. Az uykuysa, göz çevresinde koyu halkalar, şişlikler, mat ve rengini yitirmiş bir cilt ve uzun vadede giderek derinleşen kırışıklık oluşturmaktadır. Bu nedenle her gece mutlaka 7-9 saat uyunmalıdır. Göz çevresine de özel bakım ürünleri uygulanmalıdır.
Alerji durumu, sinüzit ile birlikte baş ağrısı, yüzde ve alın bölgelerinde ağrı, geniz akıntısı, sürekli yutkunma ve boğaz temizleme ihtiyacı gibi birçok soruna neden olmaktadır. Mevsimlerden kaynaklanan alerjiler arasında en sık rastlanan bahar alerjisidir. Bahar alerjisi polenlerden kaynaklanmaktadır ve bahar aylarında polenlere bağlı alerjik sorunlar hastalar önlem alarak dikkatli olmaları gerekmektedir. Bahar ayları ile birlikte hassas bir bünyeye sahip olan hastalarda alerjik yakınmalar meydana gelmektedir. Özellikle ağaç ve otların çiçek tozları, parfüm, kirli hava, iklim koşullarındaki değişiklikler, ev tozu ve küf mantarları alerjiye sebep olmaktadır. Alerjik hastalarda art arda hapşırma, nezle hali içerisinde olma, burunda akıntı, burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma durumu, gözlerde kızarıklık ve yanma, genizde kaşıntı oluşması gibi rahatsızlıklar görülmektedir. Bahar alerjisi olan hastalarda genel olarak ateş görülmez. En sık karşılaşılan rahatsızlıklar burun akıntısı, öksürüktür. Alerji ilaç kullanımı ile kısa sürede etkisini kaybeder. Fakat ilaç kullanımı kesildiği zaman tekrarlayabilmektedir. Astımı olan hastaların eğer polenlere karşı alerjisi varsa hastalık bulguları bahar aylarının başlaması ile daha da artmaktadır.
Sağlıklı bir yaşam için düzgün beslenme, spor gibi sağlığı etkileyen her şeye dikkat etmek gerekir. Sağlığınızı korumak ve genç kalmak aslında sizin ellerinizde… Genç kalmak ve sağlıklı yaşamak istiyorsanız işte size bazı öneriler:
Bayanların korkulu rüyası olan sorunlardan biri de selülittir. Bacakların güzelliğine gölge düşürür ve kötü bir görünüm oluşturur. Selülitten kurtulmak istiyorsanız eğer bacaklarınıza düzenli olarak masaj yapın, bol posalı yiyecekler tüketin, fazla şeker kullanmamaya özen gösterin, tuzu olabildiğince azaltın, bol bol su için ve kilo alıp vermemeye dikkat edin. Selülitin oluşması neredeyse tüm kadınlarda görülen bir durumdur. Fakat oluşan selülitin tamamen yok olması imkânsızdır. Ama azalmasını önlemek sizin elinizdedir. Düzenli spor yapmanız da selülitin oluşmasını önlemek amacıyla yapılacak en önemli kurallardan biridir.
Diyet yapmak istiyorsanız eğer, çok düşük kalorili diyetleri tercih etmeyin. Çünkü düşük kalorili diyetler vücudunuzun yıpranmasına, yağsız diyetler de cildinizin çabuk yaşlanmasına neden olur. Aslında herkes bilir hızlı zayıflamayı sağlayan tüm diyetlerin vücuda zarar verdiğini ama hızla kilo vermenin size verdiği haz yüzünden tüm uyarıları dikkate almazsınız. Yavaş yavaş verilen kilolar sizi diyetten soğutabilir ve diyeti bırakmanıza neden olabilir. Ama aslında en doğrusu da yavaş yavaş ve sağlıklı bir şekilde verilen kilolardır. Bu yüzden kendi başınıza değil bir diyetisyen yardımıyla sağlıklı bir şekilde zayıflamayı tercih etmeniz daha doğru olacaktır.
Bütün kuruyemiş türlerinin çok fazla kaloriye sahip oldukları söylenir. Bu yüzden kilo almak istemeyen bayanlar pek fazla tüketmezler. Çünkü yüksek kalorili ve yağlı yiyeceklerden uzak dururlar. Bu yiyecek kategorisinin içine fındık fıstığı da eklemek yanlış olmayacaktır. Fakat ABD Tarım Bakanlığı’nın açıklamasına göre fındık çeşitlerinin düşünüldüğü kadar yağlı olmadığı söylendi. Tabi ki Antep fıstığının zayıflatan bir yiyecek olduğu söylenemez fakat en az kalorili fındıklar arasında gösterilmektedir. 30 gram Antep fıstığı toplam 160 kalorilidir. Sağlıklı ve gönüllü bir grubun yediği Antep fıstıklarının verdiği enerji ölçülmüştür ve daha önceki ölçülen değerlere göre %6 oranında daha az kalori içerdiği ortaya çıkmıştır. Bunun nedeni ise Antep fıstığının içerdiği yağın insan vücudu tarafından tam olarak emilme özelliği göstermemesidir. Bu araştırmanın sonucu olarak Antep fıstığının tüketilmesi sanıldığı kadar kilo aldırmamasının nedenlerinden sadece biridir. Aynı zamanda Antep fıstıklarının kabuklarını açmakla uğraşırken ne kadar tükettiğinizi de fark ediyorsunuz. Yediğinizi gördüğünüz içinde kendinizi durdurabiliyorsunuz. Ayrıca Antep fıstığının kabuklarını ayıklarken harcanılan enerji bir tane Antep fıstığından alınan enerjinin %41’inin kullanılması anlamına geliyor. Tüm bu araştırma sonuçları ve nedenleri öğrendikten sonra artık gönül rahatlığıyla Antep fıstığı tüketebilirsiniz. Tabi ki hiçbir yiyeceğin fazlasını tüketmemek gerektiği gibi Antep fıstığının da fazlasını tüketmemek gerekir.
Amerika’da 8 kadından biri meme kanserine yakalanıyor. Bu Avrupa’da ise her 9-10 kadından birinde meme kanseri var.
Kadınlarımızın korkulu rüyası haline gelen meme kanseri, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sık görülen bir hastalıktır.
Yapılan deneyler ve araştırmalar sonunda, son 20 yıldır meme kanserindeki artışa dikkat çeken uzmanlar, “Bu konuda en başındaki ülke Amerika, Amerika’da bir kadının ortalama 85 yıl yaşayacağı düşünülürse 8 kadından birisi meme kanserine yakalanıyor, neredeyse apandisit kadar sıklıkta meme kanseri görülüyor. Avrupa’da ise her 10 kadından biri meme kanserine yakalanıyor. Türkiye’de de oran düşük değil, Sağlık Bakanlığı ve üniversitelerin verileri bir araya getirildiğinde her 11-12 kadından biri hayatının bir evresinde meme kanserine yakalanıyor” diyor.
Uzmanlaşmış ekip hastaya yarar
Bu kadar sık rastlanan ve ölümcül sonuçlar doğuran bir hastalığın özel olarak ele alınması ve dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Uzmanlar, meme kanserinin tedavisinin muldisipliner olmasının önemine işaret ediyor. Yani birden çok tıp alanın bir arada kullanılması gerekir. Meme kanseri konusunda deneyimli bir genel cerrahi uzmanı, radyasyon onkoloğu, medikal onkolog, nükleer tıp uzmanı, psikiyatr, meme konusunda uzmanlaşmış patoloji ve radyoloji uzmanlarının birlikte çalışması gerekiyor.
Meme kanserinin oluşmasında etkili olan bazı risk faktörleri var. Bu risk faktörlerine sahip olan kadınlarda meme kanserine yakalanma riski ortalamadan daha yüksektir. Bu risk faktörlerinin bazıları şunlardır:
Yaş: Her ne kadar erken yaşlarda görülüyorsa da en sık 50-70 yaş arasında görülüyor. Bu yaş aralığındaki kadınlar meme kanseri açısından yüksek risklidir. Ancak meme kanserinin her yaşta görülebileceği unutulmamalıdır.
Ailevi faktörler: Çalışmalara göre birinci ve ikinci derece yakınları arasında (anne, teyze, kız, kızkardeş, anneanne, babaanne gibi) meme kanseri olan kadınların meme kanserine yakalanma riski, ailesinde meme kanseri olmayanlara göre daha fazla.
Hormon Kullanımı: Menopoza girme döneminde şikayetleri azaltmak için dışarıdan östrojen verilmesi riski hafifçe artıyor. Başka riskler de varsa, hormon kullanımı da eklendiğinde kanser riski artıyor. Doğum kontrol haplarını uzun süre kullananlarda risk hafifçe artıyor.
Stres Faktörü: Son yıllarda stres faktörünün de meme kanseri riskini artırdığı yönünde çalışmalar yapıldı. Meme kanseriyle ilgili çalışmalarda en önemli gerçeklerden biri de şu: Meme kanseri daha çok gelişmiş toplumların hastalığı. Bir toplum sosyo-kültürel ve ekonomik olarak ne kadar gelişmişse, ne kadar şehirliyse meme kanserine yakalanma olasılığı da o ölçüde artıyor. Besinlerin doğal olmayan yöntemlerle yetiştirilmeleri, stres, geç yaşlarda çocuk doğurmak, hiç doğurmamak, doğurup da emzirmemek, az da olsa riski artırıyor.
Meme kanseri genç hastalarda daha agresif
Meme kanserinin en çok 50-70 yaş arası grupta görüldüğüne değinen Uzmanlar, “Çalışmalarımızda tanık oluyoruz, önemli merkezlerden gelen çalışmalara da bakıyoruz meme kanserine yakalanma yaşı daha gençlere doğru kayıyor. Burada çok önemli bulduğumuz bir nokta daha var, o da meme kanserinin genç hastalarda daha agresif seyretmesidir” diyor.
Diğer birçok kanserde olduğu gibi ne kadar erken dönemde tanı konursa, yaşam şansı o kadar yüksek oluyor. Meme kanserinin erken evrede yakalanması halinde 10 yıllık yaşama oranlarının yüzde 90’lara ulaştığını, geç kalındığı zaman ise hayatta kalma oranlarının düştüğünü belirten Uzmanlar, şunları söylüyor:
“Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın önerisi kadınların hiçbir şikayetleri olmasa bile 40 yaşından sonra yılda bir mamografi çektirmesidir. Böylece herhangi bir belirti oluşmadan önce meme kanserini çok küçük boyutlardayken yakalayıp tam tedavi şansı elde edilmiş oluyor. Tanıda MR gibi ileri tetkikler var ama dünya standardı mamografi ve ultrason çekilmesidir. Esas olan mamografidir, MR mamografiyi tamamlar. Gençlerde şikayet olduğunda önce ultrasonu tercih ediyoruz. Gençlerde meme yapısı daha yoğun olduğundan ultrason daha etkili oluyor. Menopoz sonrası, 40 yaş sonrası kadınlarda yılda bir bu konuda tecrübeli bir genel cerraha muayene olmaları ve mamografi çektirmeleri hayati önem taşıyor.”
Ayda bir kontrol şart
Son yıllarda kadınların memesini kontrol etmesi tartışılıyor. Kendi kendine muayene, hastalığın erken yakalanması için önemli. Kadınların genç kızlıklarından itibaren ayda bir kez banyo çıkışında ayna karşısında her iki memelerini gözlemlemeleri gerekir. Meme muayenesinin ayda bir her iki meme ve koltuk altlarının elle hafifçe yoklanmasından ibaret olmasını öneren Uzmanlar, “Gereksiz derecede derin ve uzun muayeneler bir çok kadının normal meme dokusunu hastalık sanıp lüzümsuz yere doktora koşmasına neden oluyor. Ele kitle gelmesinden başka, gözlemleme yoluyla asimetri oluştu mu, ciltte çekinti var mı, meme başından akıntı oluyor mu bakmak lazım. Gereksiz evham yapmak doğru değil” diyor.
Geç kalınırsa ölüm riski var
Meme kanserinin zamanında yakalanırsa tam tedavisinin olduğuna, tedavi edilmezse kesin ölümle sonuçlanacağına dikkati çeken Uzmanlar, tedavi hakkında şunları söylüyor:
• Erken yakalanırsa tam tedavi (kür) sağlama şansı var.
• Erken yakalamak demek, tümör büyük çaplara ulaşmadan koltuk altı lenf bezlerine, uzak organalara kemiğe, akciğer ve beyne gitmeden önceki evrelerde yakalamaktır.
• Erken evre meme kanserlerinde uygun tedavi yapılırsa yüzde 80-90 oranında 10 yıllık yaşam şansları var.
• Meme kanserinde tedavinin ilk aşamasını cerrahi tedavi yani ameliyat oluşturuyor.
• Cerrahinin ardından patoloji sonuçlarına göre diğer tedaviler ışın, kemoterapi, hormon, psikolojik tedaviler yapılıyor.
• Bazı özel durumlarda ameliyatın kemoterapi veya radyoterapinin sonrasına bırakılması gerekebiliyor.
• Modern meme cerrahisinde amaç tümörle birlikte yeterli ölçüde meme dokusunun çıkarılması ama meme bütünlüğünün korunmasıdır.
• Önceki yıllarda dünyada yaygın olan tedavi bir memede kanser varsa o memenin tamamının alınması yönündeydi. Son 20 yılda modern meme kanseri uygulayan merkezlerde gittikçe artan bir oranda memenin korunması amaçlanıyor.
• Hastaların çoğunda memenin sadece bir bölümünü alarak bunu gerçekleştiriyoruz. Hastanın kozmetiği de bozulmuyor, organ kaybından dolayı psikolojik ve sosyal sorunlar yaşamıyorlar. Fakat bazı özel durumlarda hastanın hayatını riske atmamak için memenin tamamının alınması gerekli olabiliyor.
• Gelişmiş merkezlerde hastaların yüzde 60-70’inde, yani her 3 hastanın en az ikisinde meme korunarak kanser tedavi edilebiliyor.
Kaynak: Hürriyet
Çocuklarınızın gelişiminde önemli olan, çocukluk dönemlerinde yaşadıkları iyi ve kötü anlardır. Bu iyi ve kötü anlar çocuğunuzun gelecekteki yaşantısını yönlendiren anlardır. Çocuklar 1 ile 10 yaş arası oynadıkları oyunları gerçek hayata yansıtırlar bu nedenle onların psikolojik sağlıklarını etkilemeyecek, etkilerse de iyi yönde etkileyecek oyunları çocuklarınıza oynatmanızı öneriyoruz. Örneğin kız çocuklarının pasta süsleme oyunu oynaması onların psikolojisini kötü yönde değil iyi yönde etkileyecektir.
Bu tür çocuklarınızın gelişimindeki etkili oyunları online oyun sitelerinden rahatça çocuklarınızın oynamasına izin verebilirsiniz. Çocuklarınız ders aralarında bu oyunlardan bir müddet oynaması, derse geri döndüklerinde daha verimli olmasını sağlayacaktır. Hem dersten sıkılmayacak hem de eğlendiği için derslerine daha ilgili olacaktır.
Online oyun sitelerinde flash oyun şeklinde oyunlarını kısa sürelerde oynayarak sizlere daha oyunum bitmedi biraz daha anne veya baba diyemeyecektir. Flash oyunların içerikleri her koşulda düzgün olacağı için gözünüz arkada kalmayarak sık kullanılanlara eklemeniz çocuğunuz için kolay erişim sağlayacaktır.